Almanya'da başınız ağrıyor diye düşünün ve bir iş arkadaşınıza bugün doktora gitmeniz gerektiğini söylemek istiyorsunuz. Yetenek, gereklilik, istek ya da izin ifade etmek — "yapabilirim", "yapmalıyım", "yapmak istiyorum" — her dilin yaptığı bir şeydir, ama Almanca bunu sürekli kullanacağınız çok özgül bir mekanizmayla ele alır, o yüzden en baştan iyi anlamaya değer.
Bu sözcüklere Modalverben (kip fiilleri) denir ve "eksik" olarak adlandırılırlar, çünkü tek başlarına tam anlam taşımazlar: müssen (-meli/malı) gibi bir fiil, tam olarak neyin yapılması gerektiğini ikinci bir fiil açıklayana dek size somut bir şey söylemez. Bu yüzden bir kip fiili, neredeyse her zaman asıl eylemi taşıyan ikinci bir fiille birlikte görünür.
Öğrenenleri tökezleten mekanizma şudur: özneye göre çekimlenen kip fiilidir — ich muss, du musst — ve cümlede ikinci konumu alır. Asıl anlamı taşıyan ana fiil, gehen (gitmek) ya da arbeiten (çalışmak) gibi, hiç çekimlenmez. Temel biçiminde, mastar olarak kalır ve aralarına ne kadar sözcük girerse girsin, kelimenin tam anlamıyla cümlenin en sonuna gönderilir. Yani Ich muss heute zum Arzt gehen cümlesinde heute zum Arzt sözcükleri muss ile gehen arasında oturur, ama gehen yine de sonda sizi bekler.
Birçok öğrenen, iki fiilin birbirinin yanında oturduğu, bir fiili "sona gönderme" kavramı olmayan dillerden gelir. Bu alışkanlık en yaygın hatayı doğurur: doğru olan Ich muss heute zum Arzt gehen yerine Ich muss gehen heute zum Arzt yazmak. Unutmayın: cümle nasıl başlarsa başlasın, çekimlenmemiş ana fiil her zaman yazacağınız ya da duyacağınız son sözcüktür.