Almancada çoğu yeni öğreneni şaşırtan bir özellik vardır: tek bir fiil, bir cümlenin içinde iki parçaya bölünebilir. Bunlara trennbare Verben (ayrılabilen fiiller) denir — auf-, an- ya da ein- gibi kısa bir önekin bir temel fiile yapıştırılmasıyla kurulan fiiller, aufstehen (auf + stehen, "kalkmak") ya da anrufen (an + rufen, "telefonla aramak") gibi.
Sözlükte ya da mastar biçiminde fiili bütün olarak görürsünüz: aufstehen. Ama onu sıradan bir ana cümlede kullandığınız anda önek kopar ve cümlenin en sonuna doğru yol alır; fiilin çekirdek kısmı ise normal yerinde — ikinci konumda — özneye göre çekimlenmiş olarak kalır. Yani Ich stehe um 7 Uhr auf cümlesinde steh(e) ikinci konumda oturur ve auf tek başına sona taşınmıştır. Baştan sona okununca fiil ve öneki özgün anlamı, aufstehen'i, yeniden bir araya getirir.
Almanca bunu neden yapar? Çünkü çekimli fiilin ikinci konumu tutması kuralı son derece katıdır. Bir fiil iki parçadan kurulduğunda, o ayrıcalıklı yeri yalnızca çekimli parça korur; sabit parça — önek — cümlenin en uzak ucuna itilir, sanki daha gelecek ek bir anlam olduğunu haber veren bir işaret gibi.
Ana dili fiili bölünmez tek bir blok olarak ele alan öğrenenler çoğu zaman öneki sona yazmayı unutur, Ich stehe um 7 Uhr auf yerine Ich stehe auf um 7 Uhr der ya da mastar biçimi her zaman doğruymuş gibi fiili yapışık bırakır.
Karışıklığı önleyen bir ayrıntı: bir kip fiiliyle birlikte ayrılabilen fiil sonda tümüyle birleşik kalır (aufräumen); emirlerde yalnızca önek sona taşınır (Räum dein Zimmer auf!). Her iki durumda da önek ya da fiilin tamamı her zaman sona doğru sürüklenir — asla öznenin hemen yanında takılı kalmaz.