Şimdiye dek bir özne ve bir fiille basit cümleler kurdunuz, der Mann trinkt ("adam içiyor") gibi. Ama adam kahve içiyor demek isterseniz ne olur? Şimdi yeni bir öge giriyor — kahve — ve o özne değildir; eylemin doğrudan üzerine düştüğü şeydir, doğrudan nesne. Almancada doğrudan bir nesneyi ifade etmek, der/die/das artikelini ve belirli zamirleri Akkusativ adı verilen bir dilbilgisel hâle uyacak şekilde değiştirmeyi gerektirir.
Almancanın bu değişikliğe neden gerek duyduğunu düşünelim? Çünkü Almanca bir hâl dilidir: sözcüğün kendisi, önündeki artikel üzerinde işaretlenmiş olarak, cümledeki rolüne dair dilbilgisel bir sinyal taşır. Birçok dil ise çoğunlukla sözcük dizilişine ve bağlama dayanır, bu da bir artikelin biçim değiştirmesi fikrini başta yabancı kılabilir.
İyi haber, değişikliğin çok sınırlı olmasıdır. Ezberlenecek altın kural: yalnızca eril artikel der ve akrabaları ein ve kein dönüşür — den, einen ve keinen olur. Geri kalan her şey — dişil die, nötr das ve çoğul die — tam olarak aynı kalır. Yani Ich sehe den Mann dersiniz çünkü Mann erildir ve artikeli değişir, ama Ich sehe die Frau ve Ich sehe das Kind değişmeden kalır.
Aynı kayma, bir adın yerini tutan kişi zamirlerine de uygulanır: ich, mich olur; du, dich olur; er, ihn olur; wir, uns olur; sie ve es ise değişmez. Pratik bir numara: fiile "kimi ya da neyi" (Wen? Was?) diye sorun — eğer yanıt eylemin üzerine düştüğü şeyse, o Akkusativ'dedir. Ayrıca durch, für, gegen, ohne, um ve bis edatlarının kendilerinden hemen sonra her zaman Akkusativ'i tetiklediğini unutmayın.
En yaygın hata, der'i den'e çevirmeyi tamamen unutmak ve Ich sehe den Mann yerine Ich sehe der Mann demektir, çünkü az önce özne olarak doğru olan bir artikeli değiştirmek tuhaf gelir. Yalnızca eril sözcüklere dikkat edin — nesne olduklarında biçim değiştiren tek onlardır.